Halk kıyafetleri, takıcılık ve müzemizin tarihçesiİnsanlar doğa şartlarından korunmak için örtünmeyle başladılar giyinmeye. Geçmiş zaman yolculuğunda giyinme, beğenilme içgüdüsü ile estetik değerler kazandı. Yaşamları atla bütünleşen Türkler, at ile yaşamlarını devam ettirebilmek için zorunlu olan düğme, kemer, zıpka (pantolon), üçetek gibi giyim parçalarını insanlığa armağan ettiler.
Türkler giyim kuşamda Osmanlılar ile en yüksek seviyeye ulaştı. Osmanlı topraklarında iklim topoğrafya, ekonomi, gelenek, görenek, geçmiş uygarlıklar, din, mezhep, etnik yapı ve coğrafya çeşitliliği ile son derece zengin bir halk giyim-kuşam kültürü oluşmuştur. El emeği göz nuru ile üretilen bu giyim-kuşam kültürü, ulaşım ve iletişim olanaklarının yeterli olmadığı dönemlerde, bir bölgede meydana gelmiş olan giyim tarzı, genel çizgileri ile asırlarca devam ederek gelenekselleşmiştir. |
|
Giyim kuşam oluşturan genel etkenlerin yanında kişinin özellikleri de kıyafeti biçimlendiren önemli unsurlardandır. Kişinin ekonomik, kültürel, mesleki durumunun yanında; evli, bekar, nişanlı, dul, çocuklu oluşu; dini mezhebi gibi sosyal durumu ile giyim zamanının da kıyafetin oluşturulmasında önemli rolü vardır. Bayram, nişan, düğün, kına gibi günlerde Anadolu insanı "adamlık" dediği en güzel giysilerini giyer. Ev içi kıyafetleri de ayrı özellik taşır.
Anadolu, Paşaeli ve Osmanlı Rumelisi'nde derlenmiş ve yapılan araştırmalarda yöresel özellikleri korunarak meydana getirilmiş olan bu kolleksiyon 40 yıllık bir çalışmanın sonunda oluşturuldu. Binlerce yıl Türkler, Orta Asya'dan bu yana giysilerinin kumaşlarını kendileri ürettiler. 16. yy'da özellikle Bursa'da Osmanlı dokuma sanatı en yüksek seviyesine ulaştı. Giysilerini, kaytan işi, tel yürütme, dival işi ve çeşitli işletme teknikleri ile, 10.000 yıllık Anadolu uygarlığının birikimi ve Orta Asya Türk uygarlığı ile yüzlerce yılda meydana gelen sentez neticesi oluşan motiflerle süslediler. İnsanlar takıyı, yeryüzünden var olduklarından beri kullanagelmişlerdir. Karşı koyamadıkları doğal olaylardan korunma, nazardan, gözden sakınma ve dini inanışlar gibi sebepler yanında, değerli mala sahip olma ve kendini beğendirme içgüdüsü neticesinde ortaya çıkan süslenme ihtiyacı takının kullanım sahasını genişletmiştir.
Osmanlı takılarını iki kısımda değerlendirmek gerekir. Saray kuyumculuğu diyebileceğimiz takıcılık; altın, gümüş, platin, gibi değerli madenler ve elmas, yakut, zümrüt gibi değerli taşlar kullanılmıştır. Müzemizde 400 parçalık eserden meydana gelen kolleksiyon ise osmanlı geleneksel halk takıcılığı eserleridir. Bu kısımdaki takılar yöre ve şahısların ekonomik özelliklerine göre oluşmuştur. Düşük ayar altın, genelde gümüş gibi madenler ile bafon, pirinç, bronz gibi alaşımlar veya sadece boncuklar kullanılmıştır. Akik, firuze, turkuaz, cam, opal, ercan, kehribar gibi yarı kıymetli taşlar, cilkak gibi deniz kabukları ile boynuzlar ve dişler, altın, gümüş, nikel, bakır paralar, altın taklidi penezler de geleneksel takılarımızı üslemiştir. Halhaldan tepeliğe kadar kadınların giysilerinin muhtelif yerlerinde kullandıkları karakteristtik
tüm gümüş takıları, erkeklerin kullandığı çeşitli gümüş takı ve aksesuarlar, takı kolleksiyonumuz meydana getirmiştir. Ayrıca geleneksel giyim kuşamın ayrılmaz parçası olan silahlar, el emeği göz nuru oyalar, keseler, kadın erkek başlıkları, bohçalar, yazmalar, seccadeler, kolonlar, heybeler, yörük çuvalları, Bursa ipekleri, bakır eşyalar müzemiz kolleksiyonlarının el sanatları bölümünü oluşturmaktadır.
Yaşamınızın ayrılmaz özelliği olan Türk kahvesi, Türk hamamı, at ve binicilik ile ilgili kolleksiyonlarımız da ayrı birer ihtisas müzesi oluşturacak boyuttadır. Fazla üzerinde durulmamış özel bir kolleksiyonumuz da insan, hayvan ve eşyalarda kullanılan boncuklu eserlerdir.
Müzemiz mekanı Fatih Sultan Mehmet'in kadı askeri (kazasker) ve vezirlerinden olan divan edebiyatının ilk dönem önemli şairlerinden Şair Ahmet Paşa tarfından 1475 yılında yaptırılan bir medresedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olan medrese, Bursa Valiliği'nin girişimi ile Vakıflar Genel Müdürlğü Yönetim Kurulu Kararı ve T.C. Bakanlar Kurulu'nun onayı ile Bursa Valiliği'ne 1999 yılında tahsis edilmiş, valilikle yapılan bir protokol ile de müzenin yapılması için Esat ULUUMAY'a devredilmiştir.
Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi, T.C. Kültür ve Turzim Bakanlığı'nın katkıları, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Tekfen A.Ş. Pırlant Saatçilik Ltd. Şti., Dilan Mücevher Tic. A.Ş. İnoksan A.Ş.'nin sponsorluğu ile tamamlanmıştır.
Müzenin modaya, tekstile, kuyumculuk ve takıcılığa, dericiliğe, sinema ve tiyatroya, görsel ve plastik sanatlara önemli bir kaynak oluşturacağı inancındayız. Şüphesiz Bursa turizmine de ciddi bir katkısı olacaktır.
Anadolu, Paşaeli ve Osmanlı Rumelisi'nde derlenmiş ve yapılan araştırmalarda yöresel özellikleri korunarak meydana getirilmiş olan bu kolleksiyon 40 yıllık bir çalışmanın sonunda oluşturuldu. Binlerce yıl Türkler, Orta Asya'dan bu yana giysilerinin kumaşlarını kendileri ürettiler. 16. yy'da özellikle Bursa'da Osmanlı dokuma sanatı en yüksek seviyesine ulaştı. Giysilerini, kaytan işi, tel yürütme, dival işi ve çeşitli işletme teknikleri ile, 10.000 yıllık Anadolu uygarlığının birikimi ve Orta Asya Türk uygarlığı ile yüzlerce yılda meydana gelen sentez neticesi oluşan motiflerle süslediler. İnsanlar takıyı, yeryüzünden var olduklarından beri kullanagelmişlerdir. Karşı koyamadıkları doğal olaylardan korunma, nazardan, gözden sakınma ve dini inanışlar gibi sebepler yanında, değerli mala sahip olma ve kendini beğendirme içgüdüsü neticesinde ortaya çıkan süslenme ihtiyacı takının kullanım sahasını genişletmiştir.
Osmanlı takılarını iki kısımda değerlendirmek gerekir. Saray kuyumculuğu diyebileceğimiz takıcılık; altın, gümüş, platin, gibi değerli madenler ve elmas, yakut, zümrüt gibi değerli taşlar kullanılmıştır. Müzemizde 400 parçalık eserden meydana gelen kolleksiyon ise osmanlı geleneksel halk takıcılığı eserleridir. Bu kısımdaki takılar yöre ve şahısların ekonomik özelliklerine göre oluşmuştur. Düşük ayar altın, genelde gümüş gibi madenler ile bafon, pirinç, bronz gibi alaşımlar veya sadece boncuklar kullanılmıştır. Akik, firuze, turkuaz, cam, opal, ercan, kehribar gibi yarı kıymetli taşlar, cilkak gibi deniz kabukları ile boynuzlar ve dişler, altın, gümüş, nikel, bakır paralar, altın taklidi penezler de geleneksel takılarımızı üslemiştir. Halhaldan tepeliğe kadar kadınların giysilerinin muhtelif yerlerinde kullandıkları karakteristtik
tüm gümüş takıları, erkeklerin kullandığı çeşitli gümüş takı ve aksesuarlar, takı kolleksiyonumuz meydana getirmiştir. Ayrıca geleneksel giyim kuşamın ayrılmaz parçası olan silahlar, el emeği göz nuru oyalar, keseler, kadın erkek başlıkları, bohçalar, yazmalar, seccadeler, kolonlar, heybeler, yörük çuvalları, Bursa ipekleri, bakır eşyalar müzemiz kolleksiyonlarının el sanatları bölümünü oluşturmaktadır.
Yaşamınızın ayrılmaz özelliği olan Türk kahvesi, Türk hamamı, at ve binicilik ile ilgili kolleksiyonlarımız da ayrı birer ihtisas müzesi oluşturacak boyuttadır. Fazla üzerinde durulmamış özel bir kolleksiyonumuz da insan, hayvan ve eşyalarda kullanılan boncuklu eserlerdir.
Müzemiz mekanı Fatih Sultan Mehmet'in kadı askeri (kazasker) ve vezirlerinden olan divan edebiyatının ilk dönem önemli şairlerinden Şair Ahmet Paşa tarfından 1475 yılında yaptırılan bir medresedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olan medrese, Bursa Valiliği'nin girişimi ile Vakıflar Genel Müdürlğü Yönetim Kurulu Kararı ve T.C. Bakanlar Kurulu'nun onayı ile Bursa Valiliği'ne 1999 yılında tahsis edilmiş, valilikle yapılan bir protokol ile de müzenin yapılması için Esat ULUUMAY'a devredilmiştir.
Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi, T.C. Kültür ve Turzim Bakanlığı'nın katkıları, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Tekfen A.Ş. Pırlant Saatçilik Ltd. Şti., Dilan Mücevher Tic. A.Ş. İnoksan A.Ş.'nin sponsorluğu ile tamamlanmıştır.
Müzenin modaya, tekstile, kuyumculuk ve takıcılığa, dericiliğe, sinema ve tiyatroya, görsel ve plastik sanatlara önemli bir kaynak oluşturacağı inancındayız. Şüphesiz Bursa turizmine de ciddi bir katkısı olacaktır.
